13 Temmuz 2014 Pazar

Just FYI.

  • Neyin ne zaman ne şekilde yapılacağını bilen bir insan olduğumu düşünüyorum. Bu nedenle "şunu şöyle yap." denilmesinden hoşlanmam. Aksine, yapacağım varsa da o andan itibaren benim için bitmiş demektir. 
  •  Konuşulanların alt metninde o anda ağızdan çıkandan farklı bir anlam okuyorsam kim olursa olsun karşımdakinden soğuyup, uzun bir sure eskisi gibi olamıyorum. Açık yürekli ve net olun bu bana yeter. 
  • Bir şeyi herkes nasıl yapıyorsa ben de öyle yapmak zorunda değilim. Sonuçta yine bir şekilde etrafa ayak uyduruyor olacağım. Don't worry!
  • Sizi dinlerim, fikir alırım. Ama sonuçta ben ne istiyorsam o olacaktır.
  • Başkalarının mutluluğu için kendimi mutsuz edecek değilim. Zaten diğerlerini mutlu edebilmem için önce benim mutlu olmam gerekmez mi?
  • İyi niyetimin kötüye kullanıldığını anladığım andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
  • Sitem edilmesinden hazzetmiyorum. Edilmesini gerektirdiğini düşündüğüm bir durumda ben zaten gerekli mahcubiyeti yaşıyor oluyorum. Saçma sitemler ile hayatı ne kendinize ne de bana zindan etmeye gerek yok. 
Bilgilerinize,
Melike


Posted via Blogaway

21 Şubat 2014 Cuma

Denge(siz)

Birinin bir başkasına "yazık" demesinden hiç hoşlanmadım bugüne kadar. Hele ki bunu söyleme nedeni karşısındakinin ekonomik durumundan ötürüyse kesinlikle katlanamıyorum. Peki neden bu kadar kolay bunu söylemek? Neden böylesine sığ bir bakış açıları var ya da neden ne oldum delisi olmuşlar? Aslında sorguladığım şey tam olarak bu değil sanırım. Bir Avm'nin önündeki bankta oturup içerideki süpermarketten aldığı salatalıkları yiyen ile onun seyrettiği yoldan ultra-lüks arabasıyla geçerken etrafindan bihaber olanın şartları neden eşit değil? İşte bütün meselem bu.

Posted via Blogaway

Posted via Blogaway

Posted via Blogaway


Posted via Blogaway

5 Ocak 2014 Pazar

Karmakarışık...

Zaman, yaşanmışlıkların üzerini örtmüyor; yalnızca önüne bir sis perdesi çekiyor. Geçmişi düşündüğünde, bir fotoğrafa rast geldiğinde, bir koku duyduğunda ya da radyoda çalan bir parça ile aralanan o perdeyle sevinçler, hüzünler, acılar, kederler bir anda yeniden gerçek olup o an'a geri götürüyor. Mutlu anılar gülümsetiyor, diğerleri aynı şiddet ile bir şok etkisi gibi üzerinden geçip yeniden acıtıyor. Silkelenip kendine geldikten sonra hiçbirşey olmamış gibi yoluna devam etmeye de  olgunluk deniyor belki... Büyümüş olmanın iyi bir şey mi kötü bir şey mi olduğunu hala anlayamadığım ve büyümeyi kabul etmediğim halde, zihnim yorgun, bulanık, düşünceli ve her geçen gün bir önceki güne nazaran daha olgun, daha bencil...